|
Kasas Suresi 53
Ve izâ yutlâ aleyhim kâlû âmennâ bihî innehul hakku min rabbinâ innâ kunnâ min kablihî muslimîn(muslimîne).
1. ve izâ yutlâ : ve okunduğu zaman
2. aleyhim : onlara
3. kâlû : dediler
4. âmennâ : biz îmân ettik
5. bihî : ona
6. inne-hu : muhakkak ki o
7. el hakku : hak
8. min rabbi-nâ : Rabbimizden
9. in-nâ : muhakkak ki, gerçekten biz
10. kunnâ : biz olduk
11. min kabli-hî : ondan önce
12. muslimîne : müslümanlar, teslim olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Ve onlara (Kur`ân) okunduğu zaman: "O`na îmân ettik, muhakkak ki O, Rabbimizden haktır. Biz, ondan önce de muhakkak ki (Allah`a) teslim olanlardık." dediler.
Diyanet İşleri : Kuran kendilerine okunduğu zaman, Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık derler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onlara okundu mu inandık ona diyorlar, şüphe yok ki o, Rabbimizden gelen bir gerçek, bundan önce de gerçeğe teslîm olmuştuk biz.
Adem Uğur : Onlara (Kur`an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler.
Ahmed Hulusi : Onlara bildirildiğinde: "Biz O`na iman ettik. . . Muhakkak ki O, Rabbimizden Hak`tır. . . Doğrusu biz O`ndan önce de, Rabbimize teslim olmuşluğumuzun farkındaydık!" dediler.
Ahmet Tekin : Onlara Kurân okunduğu zaman:
`Kurâna iman ettik. O, Rabbimizden gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kelâmdır. Esasen biz Kurânın indirilmesinden önce de, Allahın emrine, hükmüne rıza gösterip boyun eğen, İslâmı yaşayan müslümanlar idik.` derler.
Ahmet Varol : Onlara (Kur`an) okunduğunda: `Biz ona inandık. Şüphesiz o Rabbimizden (gelen) bir gerçektir. Biz zaten bundan önce de Müslümanlar idik` derler.
Ali Bulaç : Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler.
Ali Fikri Yavuz : Onlara Kuran okunduğu zaman: - Biz buna iman ettik. Şübhesiz bu, Rabbimiz tarafından inzal edilen hak kelâmdır. Doğrusu biz, Kuran bize okunmadan önce de müslüman olmuş kimselerdik. dediler.
Bekir Sadak : Kuran onlara okundugu zaman: «Ona inandik, dogrusu o Rabbimizden gelen gercektir; biz suphesiz daha onceden musluman olmus kimseleriz; derler.
Celal Yıldırım : (Kur`ân âyetleri) onlara karşı okununca, derler ki: «Biz buna inandık ; şüphesiz ki bu Rabbımızdan gelen hakk (bir kitap)tır. Biz bundan önce de Hakk`a teslîm olanlar idik.»
Diyanet İşleri (eski) : Kuran onlara okunduğu zaman: `Ona inandık, doğrusu o Rabbimizden gelen gerçektir; biz şüphesiz daha önceden müslüman olmuş kimseleriz` derler.
Diyanet Vakfi : Onlara (Kur`an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler.
Edip Yüksel : Kendilerine okunduğu zaman, `Ona inandık. Bu, Rabbimizden gelen gerçektir. Zaten ondan önce de müslümanlar idik,` derler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem kendilerine tilâvet olunur olunmaz «biz, dediler: buna iyman ettik bu şübhesiz hak, rabbımızdan, biz doğrusu evvelinden müsliman idik»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O kendilerine okununca hemen: «Biz buna iman ettik; bu şüphesiz Rabbimizden gelen bir gerçektir. Doğrusu biz önceden müslümandık.» derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlara (Kur`ân) okunduğu zaman «O`na iman ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik» derler.
Fizilal-il Kuran : Kur`an onlara okunduğu zaman; «Ona inandık, doğrusu O Rabb`imizden gelen gerçektir, zaten biz ondan önce de müslüman idik» derler.
Gültekin Onan : Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten o, rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler.
Hasan Basri Çantay : Onlara (Kur`an) okunduğu zaman: «Buna inandık. Şübhesiz ki bu, Rabbimizden (gelen) bir hakdır. Hakıykat, biz bundan evvel de İslâmı kabul etmiş kimselerdik» dediler.
Hayrat Neşriyat : Ve onlara (Kurân) okunduğu zaman: `(Biz) ona îmân ettik; şübhesiz ki o, Rabbimizden (gelen) haktır; zâten biz ondan önce de Müslüman kimseler idik` derler.
İbni Kesir : Onlara Kur`an okunduğu zaman; derler ki: Ona inandık, doğrusu o, Rabbımızdan gelen gerçektir. Şüphesiz biz, ondan önce de müslümanlar olmuştuk.
Muhammed Esed : Bu kimseler (değişmeyen gerçek) kendilerine ulaştırıldığında, hemen, "Buna inandık!" derler, "Çünkü bu bize Rabbimizin katından ulaşan bir gerçek; bu bize ulaşmadan önce de, biz zaten O`na yürekten boyun eğen kimselerdik!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onlara karşı tilâvet edildiği zaman dediler ki: «Buna biz imân ettik. Şüphe yok ki, bu Rabbimizden (gelen hak) bir kitaptır. Şüphe yok ki, biz bundan evvel müslümanlar olmuştuk.»
Ömer Öngüt : Kur`an onlara okunduğu zaman: Ona iman ettik, doğrusu o Rabbimizden gelen hakikattır. Esasen biz bundan önce de müslümanlığı kabul etmiş kimselerdik. dediler.
Şaban Piriş : Onlara okununca derler ki: - Ona iman ettik, çünkü o Rabbimizden gelen gerçektir. Biz önceden de müslüman idik.
Suat Yıldırım : Kendilerine Kurân okununca şöyle derler: "Ona iman ettik, O Rabbimizden gelen gerçeğin ta kendisidir. Biz zaten daha önce de Allaha teslim olmuş kimselerdik."
Süleyman Ateş : Onlara (Kur`ân) okunduğu zaman: "Ona inandık, o, Rabbimizden gelen gerçektir... Zaten biz ondan önce de müslümanlar idik." derler.
Tefhim-ul Kuran : Onlara okunmakta olduğu zaman: «Biz ona inandık, gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır, şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik» derler.
Ümit Şimşek : Onlara Kur`ân okunduğu zaman, `Ona inandık,` dediler. `O hiç kuşkusuz Rabbimizden gelen haktır. Biz daha önce de hakka teslim olmuş kimselerdik.`
Yaşar Nuri Öztürk : O, onlara okunduğu zaman şöyle derler: "İnandık buna, Rabbimizden gelmiş haktır o. Biz, ondan önce de müslümanlardık."
|